More Cool Stuff At POQbum.com

 

BALKAN POLİTİKA - EN ESKİ ZAMANLAR

Balkan Yarım­adasında Alt Paleolitik Çağdan (İÖ y. 200 -100 bin) beri insan yaşamaktadır. Son buzullaşmanın (y. İÖ 70 - 40 bin) ilk dönemlerinden kalma, Neandertal insana ait aletler günümüze ulaşmıştır. Yerleşik yaşamın gelişmeye başladığı Neolitik Çağla birlikte, Balkanlar'da daha büyük topluluk­ların ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

Eski Avrupa uygarlıkları
Orta Avrupa'nın doğusu ile Balkanlar, Eski Avrupa uygarlı­ğının (İÖ 7000- 3500) beşiği olarak kabul edilir. İÖ 6000'de bakır kullanmaya başla­yan Eski Avrupalılar küçük yerleşik toplu­luklar oluşturarak, zamanla zanaatlarda uzmanlaştılar. Ayrıca dinsel ve yönetsel kurumlar ve bir tür yazı geliştirdiler. Ege ve Orta Balkanlardaki Neolitik yerleşimlerde yaşayanlar ilkel bir buğday türü ekmesini biliyor ve bir koyun ya da keçi cinsini besliyorlardı. Bu bölgelerdeki sitlerden elde edilen bulgular, sonradan çanak çömlek yapımına da geçtiklerini göstermek­ledir. Adriyatik bölgesindeki Impresso (baskı bezeme) kültürü, üstü kabuklarla ya da sivri bir aletle işlenmiş kumtaşı tavlı aletlerle ayırt edilmektedir. Bu kültüre ait basit süslü çanaklar kıyılarda ticaretin geliş­tiğini kanıtlamaktadır. Orta Tuna'daki Lengyel kültürü gelişmiş bir mimarlık ve sanata sahipti. Sava Havzasındaki yerleşimlerde ekiciliğin yanı sıra evcilleştirilmiş sığır ve domuz yetiştiriliyordu.

Doğu
Balkanlardaki ilk Neolitik yerle­şimler IO 6000 dolayında Meriç Vadisinde ortaya çıktı. Burada bulunan Karanovo sitlerinin tek odalı evlerinde zengin bir avadanlığı yansıtan kalıntılar elde edilmiş­tir. Çevredeki topluluklarla ilişkiler sonucu gelişen Boian kültür Boğdan'a kadar yayı­larak, ilk metal işleme örnekleri veren Cucuteni uygarlığını doğurdu. Doğu Balkan kültürünün en ileri aşamasını temsil eden Gumelnita uygarlığı özenle yapılmış iki katlı yapılarla ayırt edilmektedir. İnce sera­mik tabaklar bu uygarlığın gelişkin bir teknoloji uyguladığını göstermektedir. Bu dönemde, metal eşya yapımının ve ticaretin sürekli ilerlediği ve zanaatlarda iş bölümü­nün geliştiği anlaşılmaktadır. Bulgaristan'ın kuzeyi ile Ukrayna'nın batısı arasındaki kıyı şeridinde yer alan Hamangia kültüründe karma çiftçiliğin dışında denizaltı avcılığı da yapılıyordu. Hamangia mezarlıklarında ilginç figür sanatı örnekleri bulunmuştur.

Tunç Çağından Slav akınlarına
Eski Avrupa'nın kentsel kültüre geçişi İÖ 3500 dolayında Rusya bozkırlarından gelen yarı göçebe kavimlerce kesintiye uğratıldı. İÖ 2000'e doğru Hint-Avrupa, İllyria, Frigya, Mysia ve Daçya dilleriyle Venet lehçeleri, Trakça ve Yunanca konuşan halkların ataları olan ilk topluluklar oluşmaya başladı. Bu kültürlerin ayırt edici özellikleri askeri aristokrasi, kale tipi yerleşimler ile at ve araba kullanımıydı. İÖ 1400 dolayında Orta Tuna Havzası ile Adriyatik kıyılarına inen Urnfield kavimleri, sürekli göç ve istila dalgalarıyla Balkanlar, Anadolu ve Doğu Akdeniz'de karışıklıklara ve Miken uygarlığı ile Hitit İmparatorluğu'nun yıkımına neden oldular. Illyrialılar Yugoslavya'nın batısına, Arnavutluk ve Epir'e (Epeiros) yerleştiler. İÖ 750-450 arasında özellikle Bosna'nın kuzeybatısındaki demir cevheri yataklarının işletilmesiyle ticaret gelişti. Bu arada kabilelere dayalı çeşitli devletler ku­ruldu. Bu devletler Yunan etkisine karşın, İÖ 168'de Roma İmparatorluğu'na bağla­nana değin geleneksel yapılarını korudular.

Tunç Çağının Trakya kültürü İÖ 12. yüzyıldan başlayarak Ukrayna'dan gelen yarı göçebe halkların kültürüyle karıştı. Kuzeydoğudan gelen savaşçı topluluklar Kafkasya'ya özgü silah sanatını buradaki halklara öğrettiler. Karadeniz'in kuzeyinde­ki Kimmerleri alt eden İskitler, İÖ 4. yüzyıl ortalarında Trakya'ya girerek özgün bir sanat üslubu geliştirdiler. Yunanlılar İÖ 7. yüzyılın sonlarında ve İÖ 6. yüzyılda Karadeniz'in batı kıyılarında birçok koloni kurdular. İÖ 5. yüzyıl ortala­rında Meriç Vadisinde ortaya çıkan ilk Trak devleti Atina ile ittifak kurdu. İÖ 4. yüzyıl­da son parlak dönemini yaşayan Trak uygar­lığı Makedonyalılar tarafından yıkıldı. İÖ 3. yüzyıl başlarında Tisa'nın doğusun­dan gelen Kelt savaşçıları Oltenya ve Erdel üzerine yürüdüler. Gelişmiş demir teknolo­jileriyle askeri bir üstünlük kurdularsa da, Trakya, Makedonya, Teşalya ve Yunanis­tan' a yönelik akınları İÖ 279-278 kışında Delphoi'de durduruldu.

Tarih
En eski zamanlardan Bizans İmparatorluğu­nun kurulmasına (M S. 395) kadar: Târihten önceki çağ­da B. Y. (Balkan Yarımadası) nin güney kısmında, Ege Denizi kıyılarında ve Ege adalarında Yunanlilar'ın Pelasg diye adlandırdıkları bir kavim oturuyordu. Asıl yurdu Karia (aşağiyukarı bugünkü Muğla ili) da bulunmuş olduğu sanılan Pelasgîar yüksek bir kültür yaratmışlardır . Klâsik İlkçağda B. Y. nda batıda lllyrler'i, güneyde Yunanlılar'i, ortada Makedonlar'i, doğuda Thrak ve Daklar'i, kuzeyde Sava Irmağı boyunca Keltler'i buluyoruz. Bu kavimlerin en önemlisi Yunanlılar'di. Yunanlilar'in ana va­tanı, bilinmiyor. M. Ö. 2000 sıralarında kuzeyden gelerek B. Y. nin güney kısmında yerleşmişlerdir. Homeros bu en eski Yunan göçmenlerine Akalar ( Akhaioi). Danalar (Danaoi) ve Argosluîar (Argeioi) adını vermektedir. Akalar M. Ö. 1600 dan sonra kuvvetli bir devlet kurmuşlardır. Yunan kabilelerinin nihaî yerleşmesi M. Ö. 1200 sı­ralarında kuzeyden yola çıkan Dorlar'in göçiyle başlar. Dorlar, yüzyıllarca süren çarpışmalardan sonra Peloponnesos (Mora) Yanmadasi'ni ele geçirmiş, akraba Akalar'la karış­mış ve bunların kültürünü benimsemişlerdir.

Yunanlılar Yunanistan'da, Ege ve Karadeniz kıyıla­rında ve Ege adalarında, cumhuriyet şeklinde yönetilen bir­çok şehir devletleri kurmuş, fakat hiçbir zaman birleşik büyük bir devlet meydana getirememişlerdir. Yalnız Pers Harbleri'nden (M. Ö. 490-479) sonra Atina kendi ege­menliği altında, aşağiyukarı 200 şehir devletini içine alan «Atina-Delos Konfederasyonu (symmakhia)» nu vücuda getirmekle bir çeşit Atina imparatorluğu kurmayı başarmış­tır (M. Ö. 478). Fakat Atina'nın egemenliği Sparta'yi kıs­kandırmış, bu yüzden patlak veren Peloponnesos Harbi'nde (M. Ö. 431-404) Atina-Delos Konfederasyonu dağılmış­tır. Bundan sonra egemenlik Sparta'ya geçmişse de Atina, Thebai ile birleşerek, egemenliği kısa bir zaman için yeni­den elde etmiştir (M. Ö. 378). Bu arada Yunanlılarla akraba olan Makedonlar da kuvvetlenmişlerdi. Kiral Philippos II. (hük. M. Ö. 359-336) Yunanlılar'i yenerek (338), Sparta dışta kalmak üze­re, Makedon önderliği altında, bütün Yunan şehir devlet­lerini içine alan bir Hellen Birliği kurmuştur. Bu suretle Yunanistan'da ilk defa olarak sağlam temellere dayanan bir devlet meydana gelmişti. Philippos ve ardası Büyük İsken­der (hük. M. Ö. 336-323) zamanında, aşağı yukarı bugün­kü Dalmaçya ve Bosna - Hersek bölgesinden başka Aşağı Tuna ve Karadeniz'e kadar, B. Y. nin geri kalan kısmı Makedon Devleti'ne bağlı idi.

Balkan yarımadası çok eski zamandan beri, kuzey ve doğudan gelen akınlara açık bir geçit yoluydu. Bu akınlar, Tuna'dan itiba­ren Anadolu, Yunanistan veya İtalya'ya (Istria, Selanik ve Boğazlar'dan ibaret üç yol kavşağının önemi) yöneldi ve her böl­gede, akıncıların oradan geçtiklerini tanıt­layan insan grupları kaldı. Bu olay güney­doğu avrupa halklarının etnik çeşitliliğini açıklar.

M.Ö. 2000 yılından 1200'e kadar Akalar, 1100 yılından itibaren Dorlar, yerli halkları ba­tıya (İlliryalılar) ve doğuya (Traklar) doğ­ru iterek yarımadayı geçip güneydeki deniz kesimine yerleştiler. M.Ö. VII ve IV. yy. larda, burada yunan medeniyeti gelişti. Bu sı­rada biraz daha kuzeyde Epir, Makedonya ve Trakya krallıkları kuruluyor, Tuna kıyı­larında İskit göçebeleri dolaşıyordu. IV.yy.ın sonlarından itibaren Tuna boyunca Keltler ya­yıldı. İskender'in ölümünden sonra Tuna'yı aştılar, bütün balkan ülkelerini yağma et­tiler ve orta Yunanistan'da 279-278'de Thermopylai ile Delphoi önündeki başarısızlıkla­rından sonra kuzeye doğru çekilerek Morava (Scordisci) vadisinde veya Trakya'da yer­leştiler.

Eski Illyria kabilelerinden gelen ve VII.yy. da şimdiki Arnavutluk'un kuzeyindeki dağlara çekilen Arnavutlar da şüphesiz böyle bir itilmenin etkisinde kalmışlardı. Romanyalılar da aynı şekilde Transilvanya dağlarına çekildiler. Yeni istilâcılar, bırakılan topraklarda devletler kurdu: iki Bulgar imparatorluğu (X. ve XIII.yy. lar), hanedanı 1170'ten 1389'a kadar devam eden Stepan Nemanja'nın Sırp prensliği ve bunlara katılan Romanyalıların XIII.yy. sonlarında kurduğu Moldavya ve Eflak prenslikleri; bu halklar, çok erken hıristiyanlaştı, ama Bizans'ın 1054 yılında din bakımından Roma kilisesinden ayrılması, Balkanlar'da Ortodoksluğun zaferini sağladı. Katolik olarak yalnız çevredeki halklar kaldı: kuzey doğuda Hırvatlar ve kuzeyde Macarlar. Asya'dan gelen macar istilâcılar, Hunlar ile Avarlardan sonra, X. yy.da Pannonia ovasını işgal ettiler ve burada yerleşerek XI.yy.ın başından itibaren katolikliği benimsediler. Bununla birlikte Balkanlar kesin bir dengeye kavuşamadı. İlk üç haçlı seferine katılan kuvvetler, eski lllyricum veya Tuna yolundan yararlanarak İstanbul'da toplanmıştı. 1204'te imparatorluk başkentini ele geçiren Dördüncü Haçlı seferi ise, Balkanların güneyinde XIII. ve XIV.yy. larda ortadan kalkan latin devletleri kurdu

Katkılarınız ve
eleştirileriniz için
(e-mail) gönderebilirsiniz.
umut_akdogann@hotmail.com

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
[Sitene Ekle]

HAVA DURUMU
TAKVİM

KİŞİ SAYISI
http://www.mxcounters.com
mx counters
 
Bugün 3 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Oturum açın
Google
Türkiye

<******>
Web Grafikler Gruplar Dizin

Gelişmiş Arama
Tercihler
Dil Araçları
Ara: